• Hatay 24° AZ BULUTLU
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyonkarahisar
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkâri
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • istanbul
    • izmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • Kahramanmaraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
  • İMSAK'A 04:12

  • HABER GÖNDER

  • CANLI SONUÇLAR
  • İDDAA PROGRAMI
  • VİDEO GALERİ

Çocuklar her gün özeldir

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından yapılan araştırmalar çarpıcı bir gerçeği ortaya çıkardı: Savaş, en çok kadınların ve çocukların hayatlarını değiştiriyordu. Aslında savaş çocukları ve kadınları evsiz, eğitimsiz ve sağlıksız bir ortama sürüklemekten ibaretti. Çatışma bitiyordu ve bulgular çocukların özel olarak korunması gerektiğini gösterdi. 1924, 1959 ve nihayet 1989 yılının Kasım ayında Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalanarak çocuklar evrensel kurallarla korunma altına alındılar.

Bugün ilkokuldan liseye kadar yıllarca eğitim almış birçok çocuk kendi haklarını yeterince iyi bilmiyor. Aileler, çocuklarına kendilerini nasıl savunabileceklerini öğretmiyor, hatta kendi çocuklarına hak ihlalinde bulunabiliyorlar.

Çocuğun kendi hayatını şekillendirirken aileler neler yapılması gerektiğini düşünmüyorlar. Çocukları suça sürüklüyor ve cezayı hak ettiklerini söylüyorlar. Aslında kısa ve net: Onlar sadece çocuk…

Geçmişte, uzak olmayan bir tarihte koruma altına aldığımız çocukların bugün nelerle karşı karşıya geldiğini öğrenmek adına Hatay Zafer Gazetesi olarak 2010 yılından bu yana çocuk alanında çalışmalar yapan Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Avukat İhsan Yılmazlar’a danıştık.

20 Kasım 1989 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 193 ülkenin imzaladığı Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni gerektiren koşulları anlatır mısınız?

Dünyada birçok savaş gerçekleşti ancak ülkeler Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra haklar üzerine konuşmaya başlıyor. Savaş bittikten sonra askeri zayiatın yanında yapılan araştırmalar kadınların ve çocukların ölüm oranlarının oldukça fazla olduğunu, evsiz kaldığını, sağlık koşullarına erişemediğini ortaya çıkarıyor. Savaşın bitmesiyle birlikte dünyada Milletler Cemiyeti kurularak insan hakları çalışmaları yapılmaya başlanıyor. Çalışmalar esnasında kadınların ve çocukların özel olarak korunması gerektiği düşünülüyor. Böylelikle 1924 yılında çocuklar için bir sözleşme

hazırlanıyor. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonunda başarısız olan anlaşmalar neticesinde İkinci Dünya Savaşı gerçekleşiyor. Yine bakıldığında kadın ve çocuk ölümlerinin çok fazla olduğu görülerek bu sefer geniş kapsamlı Birleşmiş Milletler Cemiyeti kuruluyor. Birleşmiş Milletler (BM) çatısı altında ilk önce İnsan Hakları Beyannamesi imzalanıyor. İnsan Hakları Beyannamesinin ardından çocuğun birey olarak kabul edilmemesi, söz ve oy hakkının olmaması, eğitim imkanlarının az olması gibi koşullardan dolayı çocuğun 18 yaşına kadar özel olarak korunması gerektiği düşünülüyor. Bu sefer de 1959 yılında ülkeler tarafından Çocuk Hakları Bildirgesi imzalanıyor. Ancak Hem İnsan Hakları Beyannamesi hem de Çocuk Hakları Bildirgesi bir temenni niyetinde kalıyor. BM bildirgenin uygulanabilirliğin uluslararası anlaşmayla sağlanabileceği düşünüyor. Böylece İnsan Hakları Sözleşmesi ve devamında yapılan çalışmalarla Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi imzalanıyor. Bu sözleşme özelinde eğitim, barınma, oyun oynama gibi haklar yer ediniyor.

Türkiye bu sözleşmeye imza atarken yaşama ve gelişme hakkı, ayrım gözetmeme, çocuğun yüksek yararı ve çocuğun katılım hakkı olmak üzere 4 şemsiye haktan bahsediyor. Bütün bunları topladığımızda aslında şuna önem vermemiz gerekiyor: Çocuğu birey olarak kabul etmek. Çocuklar doğdukları andan itibaren evet oy veremiyorlar, adalet sistemlerine erişimlerinde engelleri var, eğitim alma, barınma ve benzeri koşullarda belirli bir yaşa gelene kadar bir yetişkinin desteğine ihtiyaçları var. Bütün bunları bu sözleşmeyle hak olarak veriyoruz. Ama bunların hepsini sağlarken de çocukları birey olarak kabul etmemiz gerekiyor.

Çocuk hakları nedir, neleri kapsar?

Çocuk haklarını konuşmadan önce insan haklarından bahsedilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsan hakları büyük mücadeleler içinde elde edilmiş, yerleşik hayata geçişten itibaren insanların üzerine konuşup düşündüğü haklar diyebiliriz. İnsanın doğuştan elde ettiği, devredemeyeceği, evrensel olan, vazgeçemeyeceği, dil, din, ırk fark etmeksizin elde ettiği haklardır.

Çocuk haklarının insan haklarının bir alt başlığı olarak düşünülmemesi gerekiyor. Ayrıca bu haklar yetişkinlerin çocuklara hediye ettiği, verdiği bir hak da değildir. Çocuk hakları yine çocukların doğdukları andan itibaren elde ettikleri, devredemeyecekleri, vazgeçemeyecekleri, evrensel olan haklardır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinde 18 yaşına kadar herkes çocuktur ve bu haklardan faydalanabilir. Türk Çocuk Koruma Kanununda da çocuk hakları tanımı “Erken yaşta ergin olsa da her çocuğun elde ettiği haklardır” şeklinde genişletilmiştir. Bu hakların birçok maddesi var. Günümüzde en çok eğitim, oyun oynama, barınma, sağlık hakları konuşuluyor.

Hak ihlaline neden olan unsurlar nedir?

Bir çocuğun hak ihlaline uğramasına baktığımızda en önemli ve direkt sebep yetişkinlerdir. 4 şemsiye haktan biri olan yaşama ve gelişme hakkını konuşurken mevzu onun yaşamını elinden almak değildir. Onun insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamasını engellemek, onun gelişim hayatında almak, istemediği bir eğitimi aldırmak da bir hak ihlalidir. Çocuğa “Bugünün küçüğü yarının büyüğü”, “Gelecek umudumuz” ifadeler yanlış algıların belirtileridir. Çocuklar yaşadığı her günde özeldir. Bir yaşamı sağlamak insan onuruyla kuracağı hayat mücadelesinde ona destek olmaktır. Bizim çocukları dinlememiz ve katılım haklarını sağlamamız gerekiyor.

Çocuklar gündelik yaşamlarında hak ihlallerine ne kadar maruz kalıyor?

Hak ihlallerinde istatistiklere baktığımızda aslında çocuğa dışarıdan değil aile içinden bir zarar geliyor. Bunların en başında da ailenin çocuğu dinlememesi yer alıyor. Çocuk hisseder, bir bireydir. Ancak aile çocuğu dinlemediği için, daha önce ona söz hakkı tanımayıp bastırdığı için bu hak ihlalleri gerçekleşmeden çocuk anlatacaklarını anlatamıyor.

Biz çocukları hiç dinlemeden oluşturulan sisteme ayak uydurmaları için hareket ediyoruz. Sabah kaldırıyoruz, okula götürüyoruz. Okuldan alıp eve getiriyoruz. Yemek yedirip ders çalıştırıyoruz. Uyuması gereken saati söylüyoruz. Hafta sonlarında bize göre iyi olan kurslara yazdırıyoruz. Ama çocuklara ne istediğini hiç sormuyoruz.

 Bir çocuk sahip olduğu haklara nasıl ulaşabilir?

Çocuklar, Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu’yla iletişime geçebilir. Çocuk Ombdusmanlığına internet üzerinden başvurabilirler. Ombdusmanlık sitesine girip kendisi için ya da arkadaşları için başvuru yapabilirler. Rehber öğretmenler çocuklara  yetişemeyebiliyor ama çocuklar birbirlerine yetişiyor. Çocuklar her şeyin farkında…

Hak ihlallerini bildirmek isteyen çocuklar Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu iletişim numarasını (0534 595 72 71) arayarak bizlere ulaşıp yardım alabilirler.

Haklara erişim sırasında karşılaşabilecekleri herhangi bir engel var mı?

Çocuk adalete nasıl erişeceğini bilmediğinden ve maddi gücü olmadığından birçok engelle karşılaşıyor. Çocuklar kendi haklarının olduğunu bilmiyorlar. Haklar derslerde çocuğun bilinçleneceği şekilde anlatılmıyor. Bizim mücadelemizle çocukların bu haklara ulaşması gerekiyor.

Suriyeli çocuklar Hataylı çocuklar kadar eşit ve yeterli eğitim alıyorlar mı?

Bildiğimiz gibi 2011 yılından itibaren Türkiye’ye Suriye vatandaşları gelmeye başladı. Beklenmeyen bir süreç olduğu için o dönemde birçok hak ihlali gerçekleşti. Ben de mülteci hukuku alanında çalışan biriyim. Geçmişten bugüne çocukların eğitime erişimi büyük sıkıntılardan geçti. Savaşın yarattığı olumsuz psikolojinin etkisiyle bir nesil eğitime ulaşamadı. Kurumlar yapılmasına rağmen çocuklar aileleri tarafından okula gönderilmedi. Suriye okulları kuruldu. İlkokuldan itibaren Türkçe öğretilen çocuklar Türk eğitim sistemine uyum süreciyle okutulmaya çalışıldı.

Şimdi Suriye okulları kapanıyor ve karma eğitime geçiliyor. Çocuklar bu karma eğitime hazır değil. Çünkü çok ciddi bir akran zorbalığı var.

İlk önce Suriye okuluna giden bir çocuğu düşünelim. Burada bütün arkadaşları Suriyeliydi ve Arapça konuşmaya devam ettiler. Karma eğitime geçerken okullarda kontenjan sorunu oldu. Sınıf nüfusu çok fazla arttı, okullar yetersiz kaldı. Bütün bu sıkıntıları atlatıp kaydolan çocuklar bu sefer akran zorbalığına uğradı. 25 tane Türk öğrencinin içinde 3 tane Suriyeli çocuk okumaya çalıştı. Dil bariyeri ile birlikte çocuklar aile içinde duyduğu ayrımcı söylemleri Suriyeli arkadaşına yansıttı. Suriye okulunda kendi arkadaşları içinde okuyan çocuk, başka bir okulda 3,4 kişi kalınca evden çıkmak istemedi. Bu şekilde çocuklarda ciddi psikolojik rahatsızlıklar başladı. Bu durumda okulu bırakan çocukların gelişim ve eğitim hakları sağlanamamış oldu.

Bir çocuğun suç işlemesine neden olan toplumsal etkenler nedir?

Bugüne kadar sayamayacağım kadar çocukla birebir atölyeler gerçekleştirdim. Bu çocukların yüzde 99’u yoksulluktan suça sürükleniyor. Genel geçer kabulleri olan fiziksel ve psikolojik olarak ilerleyen ergenlik süreci çocuklar için bir dönüm noktası. Çocuğun bu ergenlik sürecinde olduğunu düşünelim. Bu dönemde ev içindeki şiddet, yoksulluk, etrafta görüp elde edemediği şeyler, anne ve babanın ilgisiz olması ya da anne babanın hiç olamaması gibi sebepler çocuğu suça sürüklüyor.

Kanundaki adı suça sürüklenmiş çocuklar olsa da çocuk hakları alanında çalışanlar olarak suç ve çocuğun aynı cümle içinde geçmemesi gerektiğine inanıyoruz. Çünkü en nihayetinde geleceğimiz nokta da suçlu çocuk yoktur, suça sürüklenmiş çocuk vardır.

Suça sürüklenmiş bu çocuk adalet önüne o kadar fazla geliyor ki en son durağı çocuk cezaevi oluyor. Ama çocuk oraya gitmeden önce aslında “Ben suça sürükleniyorum” diye bağırıyor. Bizlerden destek istiyor. Biz yetişkinler bunu göz ardı ediyoruz. Adalet sistemine giren çocukların yüzde 90’ı tekrar savcı karşısına geliyor. Cezaevinden çıkmış çocukların yüzde 60’ı ise yeniden suça sürüklenip cezaevine giriyor. Korkunç bir oran. Aslında çocuklar suç işlemiyor, biz onların işlemesine neden oluyoruz. Bu çocuklar yoksulluktan eğitim alamıyor. Sanayi ve benzeri yerlerde eğitim kursları var ancak yeterli seviyede olmadığı için çocukları meslek edindirme kurslarında tutamıyoruz.

Ben, deneyimlerimle 100 çocuktan 99’unun yoksulluktan suça sürüklendiğini öğrendim. Ama bu demek değildir ki bütün çocuklar bu şekilde. İmkanı olup da başka istismarlara maruz kalan çocuklar da suça sürükleniyor. Bütün bunların hepsinde çocuğun suçla tanıştığı yerde onu dinlemek ve onun zaman geçirmek isteği şeylere olumlu yönlendirmeyle gelişimini tamamlamasını sağlamak gerekiyor. Aileler kadar

imkan eşitliğinin sağlanması hususunda sosyal devlet anlayışıyla devlete de büyük bir yük düşüyor.

Çocuklar ceza evinde hangi koşullarda, nasıl yaşıyorlar?

Çocuk cezaevini yaparak biz sadece çocukların kaldığı ortamlarda duvarları ve biraz da bakımlarını iyileştiriyoruz aslında. Adalet sisteminin hala bu konu üzerinde çalışması gerekiyor. Çocukları rehabilite etmiyoruz. Çocuk cezaevine gelmeden önce birçok defa savcının önüne çıkıyor. O kadar çok geliyor ki artık bütün süreci öğreniyor. Son olarak da bu çocuğu bir yere kapatıyoruz. Ergenlik dönemini yaşayan bu çocuk dört duvar arasında kalıyor. Eğer bu cezaevi ilgili bir yer değilse bu sefer çocuk enerjisini atacak bir şey bulamıyor ve çocuk enerjisini aynı durumda olan arkadaşıyla kavga ederek atıyor.

Her ne kadar iyi koşullar olursa olsun çocuk cezaevleri çocuklara uygun bir yer değil. Çocuklar eğitim hayatından kopuyor.

Çocuk cezaevinde suça sürüklenmiş olan başka bir çocukla tanışıyor ve arkadaş oluyor. Çıktıktan sonra da belki de kendisinden daha fazla para kazandıran o işi tanımış oluyor ve arkadaş olduğu çocukla birlikte o suçu işlemeye başlıyor. Tutukluluğu son bulup cezaevinden çıkmış olan çocuk burada Yayladağı yolu üzerindeki cezaevinde, şehir merkezine uzak yerden evine gidemiyor. Diğer illerde cezaevleri olmadığından Osmaniye’deki çocuk Hatay’a geliyor, cezaevinden çıktıktan sonra Osmaniye’ye ailesinin yanına dönemiyor. Evlerine dönebilmek için başka suçlara sürükleniyor. Cezaevi memurları ellerinden geldiğince takip ediyorlar ancak çocuk sayısını memur sayısı karşılayamadığı için yeterince iyi sağlanamıyor. Takip yalnızca ailenin çocuğu alıp götürmesi ya da aileye ulaşmayla sınırlı kalıyor. Sistemin çocuk cezaevinden çıktıktan sonra devam etmesi gerekiyor. Denetimde serbestlik sistemindeki bir saat ders işleme, imza atma işlemleri sağlıklı olmuyor.

Hatay’da neler yapılıyor?

Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Birlikte Yaşam İstasyonu Derneği ile ortaklaşa çalışmamızla Hatay Gençlik Ve Çocuk İnfaz Kurumunda Günebakan Projesi gerçekleştiriyoruz. Suça sürüklenmiş çocuklarla Hatay’da Yayladağı yolu üzerindeki cezaevinde proje yürütülüyor. Projede çocukların tekrar suça sürüklenmesini, sosyal hayattan kopmalarını engellemek, psikolojik olarak toplumdan soyutlanmalarına mani olmak, sosyal hayata karıştıklarında suçluyum psikolojisiyle geri çekilmelerini önlemek ya da eğitim hayatı ile meslek edindirme kurslarına, meslek liselerine yönlendirmeye çalışmak gibi amaç ve hedeflerimiz var.

Hatay Çocuk Hakları Komisyonu olarak çocuklar bağlamında ailelere gönüllü hukuki danışmanlık yapıyoruz. Çağrı hattımızı arayıp 24 saat destek alabilirler. Hatay Barosuna gelip çocuk hakları alanında problemleri olduğunu, danışmak istediklerini belirttiklerinde baro bize direkt olarak yönlendiriyor. Gerekiyorsa mahkeme süreçlerinde gönüllü avukatlık yapıyoruz. Çocuk haklarında eğitimler veriyoruz. Hem çocuklara hem de ailelere broşürler dağıtarak bilinçlendirme çalışmaları yapıyoruz. Bizim sadece mağdur çocuklarla değil 18 yaşına kadar her çocukla çalışmalar yapmamız gerekiyor. Eğitimlere öğretmenleri de katmayı düşünüyoruz.

Hatay Barosu Çocuk Hakları Komisyonunca 20 Kasım 2019’da çok büyük bir konferans gerçekleştirdik. Alanında uzman profesörlerden oluşan 12 konuşmacıyı konuk ettik. Konferansa 30 baro ve yaklaşık 200 kişi katılım gösterdi. Çocuğun bulunduğu her alanı uzmanlarla konuştuk. Çocuk haklarıyla ilgili yapılan neredeyse bütün çalışmalarda biz yetişkinler tartışıyoruz. Biz bu sefer 7 çocuğa konferansla ilgili teklif yaparak onlardan da kendi haklarıyla ilgili görüşlerini duymak istedik. Hiçbir yetişkin müdahalesinde olmadan konuşma yapan çocuklar bu konferans sayesinde kendi haklarının olduğunu fark ettiler.

Şu anda Hatay Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu Müdürü İsmet Çelik sayesinde birçok kurs gerçekleşiyor. Çocuklar akşam yat saatine kadar birçok kursta yer alabiliyor. Hem bir şeyler öğrenebilmek hem de enerjilerini faydalı işlere aktarmak adına bu kurslar çok önemli. Çocuklar aynı zamanda cezaevinde çalışanların dışında yeni yüzler görerek, ağabeyleri, ablalarıyla ilişki kurarak dışarıdaki yaşamdan kopmamış oluyorlar.

Haber: Nagehan Merve Emiroğlu

Foto: Abdulsamet Atıcı

ad826x90
0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Altınözü Belediye Meclisi toplandı

Hızlı Yorum Yap

0 0 0 0 0 0
sf TÜRKİYE'DE KORONAVİRÜS
233.851

VAKA

217.497

İYİLEŞME

5.747

ÖLÜM

16.354

AKTİF VAKA

sf DÜNYA'DA KORONAVİRÜS
18.185.015

VAKA

10.836.439

İYİLEŞME

691.303

ÖLÜM

7.348.576

AKTİF VAKA

Yazarlar
Video
Galeri

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Hatay Zafer'e üye olun

Zaten üye misiniz ? Buraya tıklayarak Üye girişi sağlayabilirsiniz.

Hatay Zafer'e giriş yapın

Henüz üye değil misiniz ? Buraya tıklayarak Üye olabilirsiniz.